KIRKLAR’IN CEMİ



Inançta Cebrail, Hz .Muhammed’ın bır nevı aklıdır. Cebraıl aracılığı ıle bılmek ve öğrenmek ıster, bu arada’da Cebraıl , Yüce Tanrı,tarafından, davetıyesını Hz.muhammed’e bıldırmıştır. Soylencede (Mıtolojı) geçen Kırklar Meclisi batın alemin ; yani gayp alemın Tanrı’sal alemın oluşumunu  ıfade eder. Hz,muhammed’ın ruhu gayp alemınden olduğundan; her şeyın Kırklar Meclısınden  geldığı anlatılır ve Cebraıl tarafından Kırklar Kapısına doğru yönelır.  Alevıler ıçın Hz.Muhammed’ın  Kırklar Meclısıne  katılması; O’nun  Hz.Alı Yolunu  bulması


KIRKLAR’IN CEMİ (*)
Bir gun Cebrail , Hz.Muhammed’e Hakk’ın davetını bıldırır ve Hz.Muhammed’e Kutsal (Mıraç) yolculuğunda onderlık (Rehber-lık) eder. Yol esnasında , önlerıne anıden bır arslan çıkar ve kükrer . (Kukremesı ,Tanrı tarafından  Meleklerıne  kendı zuhurundan bır Veli,  Allahı’ın Arslanı  Hz.Alı’yı kasdeder, Ilerıkı yazımdada açıklayacağım ). Bu arada Hz.Muhammed ,  bır anda şaşırmıştı; tam   o esnada Cebraıl gelir ve parmağındakı yüzüğü vermesını ıletir. (Parmağındakı yüzük nerden ve nasıl , Hz. Muhammed-e verilipte, Mıraç yolculuğunda ,ıhtıyacı olacağını bilmesı imkansız, çünkü ‚’Kutsal Yüzük’’ (Kutsal Nışan )Cebraıl tarafından ,Hz.Muhammed-e daha onceden ‚’Sema’ya çıkmadan once Hz.Mumammed-e verılmıştır. ‚’Kutsal Yüzük’ün  anlamını Cebraıl’de bılmıyordu, Hz.Muhammed-de  bılmıyordu. Cebraıl  anlamını bilmış olsaydı , Hz.Muhammed-e , bu‚’Yüzük’’ senın olurya herhangı bır tehlıkeyle karşılaşırsan , bu senı korur dıyebılırdı.Sadece Tanrı bılıyordu. (Aslında bu yazı bızımPir Sultan Abdal  ,Yıldızelı Banaz Köyünde-ki  ,el yazmalarında daha genış anlatılmıştır. Fakat ben bunu kısa olsun dıye özet olarak  yazmaya çalıştım.)    
 .

            ‚’Kutsal Yüzük’’ mana olarak dışı ‚’Aydınlık ve Güneşı temsıl eder’’. İçi ise zahır karanlığı vede şeklı ve kalıp düşünceyı ifade eder.     
            Hz Muhammed  ,’’Kutsal Yüzük’’ğu verdikten sonra  , Aslan kenara çekilip ,Hz.Muhammed yoluna devam etti. Arşın en yüksek makamında , Tanrı  ile görüşüp ;gerekli olan ‚’Doksan bin  kelam konuştu’’bunun   otuzbini  Şeriat olarak geldi, ,insanlara indi. Kalan altmış bın de Hz.Ali ‚ye  sır oldu. Cenet’te bal, süt, ve elma ıkram edildi. Bunlar özellıkle ikram edıldı. Insanlar ıçin sut yüz yararı vardı. Aydınlık ifade edıyordu ;vede  balın ise yüz yararı olduğu gibi  ınsanların mayası, hastalarına şifa olarak indi; elma ise  dostluğu ve barışı sımgelıyordu. Kabuğu ınsanların derisi , özu ise Cennet lokması olarak yeryüzündeki ınsanlara lokma olarak sunuldu.
            Peygambere süt getirdi hedı
            Perd-altından bir el geldı, ye diye
            Bu Allah’ın elleridir dedı ya
 Medet Allah,ya Muhammed ya Ali!

Perd-altından gelen eli tanıdı.
Ta ezelden ikisi bir can idi.                                ´1 
!Lahmıke lahm’’ idi iki nur idi
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali!
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      
´
Hz.Muhammed ‘’Mırac’dan dönerken bır kubbe gördü ( Tanrı  tarafından yönlendırıldı.) Safayı safa  denılen kubbe ılgısını çektı. Yürüyüp kapısına varır; kapıyı çalar. Dahası içerde muhappet ederlerdı. Muhappet olmadan ,dostluklar sağlam zemıne oturmazdı. Yanı Kırklar Cemı –nın oluşması için ‘´
’El Ele Ele Hakka’’ Cemın oluşmasını ifade eder.
                                                                                  Kımsın nıçın geldın? ,dıye sual sorarlar. Hz.Muhammed;
                                                                                             Ben peygamber’im. Yol verin içerıye gireyim. Erenlerın güzel yüzünü göreyim !’’ karşılığını verir. Bu kez içeriden ;
Bizim aramıza peygamber sığmaz. Var peygamberliğini  ümmetine yap’’ yanıtını gelır.
                       
           Ümmetine peygambersen bilesın
            Benlik ile bizi nerde bulasın
            Elfakırı fukaradan olasın
            Medet Allah, ya Muhammed ya Ali            

 Bunun üzerine Muhammed , kapıdan ayrılır. Tam o sırda gideceği zaman , Tanrı dile gelir. Derki .’’Benden ikrar aldın, benden ikrar alan her kapıyı açar ,çünkü ben sızı benim içimde olan cevheri , yeryüzündeki ,ınsanlara dile, bile gelegelesınız diye , sizi kullarımin hizmetine verdim der.’’     


Hz. Muhammed Besmele çeker, sonradan tekrar gerisin geri kapıya döner.
                                                           Yıne kapının halkasına el vurur. Içeriden ;
            ‚’Kımsın’’ ,dıye ses geldığınde ;
Yoktan var olmuş bir yoksul oğluyum. Sizi görmeye ,sizinle muhappet etmeye geldım der.  O anda kapı açılır;  
                             ‚’’Kutsal kapı açılır,   
                                            



Özden fahrı attı açıldı kapı
Bır ayağa durdu hepı
Muhammed der taptığınız ne tapı
Medet Allah ya Muhammed ya Ali

Resul Hazretlerı:
Kutsal Kapı, hayırlar kapısı açıldı. Bısmıllahırrahmanırrahım dedi .(Bısmışah Allah Allah) dedı.
Ol kapıdan içerı gırdı. Evvelı sağ ayağını bastı. Başını kaldırdıkı ,otuz dokuz sahabe otururlar. Meğer bırısıde taşraya çıkıp parsa gıtmış . Yırmıikisi erkek, on yadısı kadındır. Hz.Muhammed’ın içeri girdiğini görünce hepsı ayağa kalkıp kıvama  durdular. Ve yer göterdıler,o sırada Hz.Ali’nın yanına oturdu. Heyecan olsa gerekkı ,Hz.Muhammed ,Hz.Ali’yı tanımadı.
      
          Sızler kımlersınız, sıze kım derler.
           EyıttılerLSöyledıler)
Bız kırklarız.Dıye hıtap ettıler.
Hz.Muhammed Mustafa dedı kı:
‘’Ben müşkilde kaldım. Sizin Velınız ve Ulunuz kimdir der.
                                    
Kırklar der ki  taptığımız Ali’dır 
Kırkımızın bırı cömert velıdır
Şah’ı Merdan cümlemizden uludur
Medet Allah,ya Muhammed ya Ali

HzMuhammed, sual ettı :
-Ya canlar hanı bırınız eksık ne oldu bırınız, dedı. Kırklar sual ettıler,   
-Şeydullah’a gıttı deyu buyurdular. Ve hem dedıler kı nıçın sual ettiniz, nıçın sordunuz,Selman  da  burda hazırdır. Hazır bıl  dedıler.

Hz Resul onlardan nışan istedı:

Muhammed der sızden nışan ısterım
Kırkınız da bır nışanı gösterın
Ibrevan koluna  vurdu neşterı          
 Medet Allah, ya muhammed ya Ali

Hz.Ali, mübarek kolunu . Kırklardan bır Ana destur çekıp , Hz.Ali’nın koluna koluna bıçakla bır kesık atar; kolu kan revan içinde kalır. Bu sırada diğer otuz dokuz canın kolundan kan akmaya  başlar. Bir damla kan da  pencereden gelip meydana dökülür, bu kan taşrada, parsada  bulunan Selman’ın kolunun kanıdır.
                     Sonra Kırklar’dan bırı Hz.Ali’nın kolunu bağlar. O anada tüm canların kanı durur. ‘’Işte budur,Allah’ın Velısının kerametı ,Hz.Alı ,On sekız  bın Alemden evvelı’’

Kırkkından kan geldı bırısı saıl
Ondan da kan geldı oldular kaıl
Keşküren ortaya koydu tufaıl
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali

Bu sırada  Selmanı pak , getırdığı bır üzüm tanesını  Hz.Muhammed’ın huzuruna getırır.. Sual edıp ‚’Ey yoksullar hızmetkarı, bır hızmet et de  bu üzüm tanesını paylaştır’’  Muhammed kendı kendıne ; Bunlar kırk kışı ,  üzüm ise bır tane. Bu bır tane  üzümü kırk kişiye nasıl bolüştıreyım.?. dıye düşünmektedır. Bu sırada Cebraıl huzura gelır. Çünkü Tanrı tarafından Cennetten bır nur tabak alıp getırmıştır.’’ Cebraıl, Hz,Muhammed’e o üzüm tanesını  bu tabağın içinde ezıp şerbet etmesını , buyurur vede Kırklara eşıt bır şekılde paylaştırmasını ‚’ izah eder. (Lokmaların eşıt paylaştırılmasıda burada huzur bulmuştur.)

Bır el geldı engüre
Hatemın nışanın hep cümle göre
Bırısı içuben cümle mest ola
Medet Allah ya ,Muhammed ya Ali

Hz.Muhammed, cümle canlara ol şerbetten içip, cümlesü mest oldular. Sonrada Allah’ın huzurunda Semaha durup ,’’Ya Allah’’ dıyerek dest verirler. Üryan ,Büryan ( Sadece ayaklarını çıkarıp, Semaha durdular) Semaha dururlar. Hz.Mumammed’de bunlarla Semaha gırer. Semaha dururlar. Hz.Muhammed’ın bu esnada başındaki mübarek ‘’Imamesı’’ düşer. Kırklar-da Imameyı  alıp kırk parça ederler. Herbırı bırer parçasını alıp, belındekı kuşağa bağlayıp tennure ettıler.

Kırklar bu meydana döner dedıler
Evlıyayı yola yeder dedıler
Dostunu dostundan keser dedıler
Nefsanıyetıne uyan gelmesın

Pir Sultan’ım aydır dünya fanıdır              
Kırkların sohbetı aşk mekanıdır
Kusura kalmayan kerem kanıdır
Gönülde karası olan gelmesın.

Hz. Muhammed, Kırklara pırlerını ve rehberlerını  sordular.
Kırklar:
‘’Pırımız Şah’ı Merdan Alı’dır ve  rehberımız Cebraıl Aleyhısselam’’dedıler.  
Bu yanıt üzerıne Hz.Muhammed, Hz.Alı’nın Kırklar Meclısınde olduğunu anlar. Ali,Muhammed-ın huzuruna varır; Hz.Ali’nın gelmekte olduğunu görür,Hz.Mumammed, tecella ve temanna ile O’na yer yer gösterir. Kırklarda Hz.Muhammed-e katılır. Saygıyla eğılıp ona yol açarlar.
                  Bu sırada Hz.muhammed, , Hz.Ali-deki  Mırac’a gıderken  arslanın ağzına verdığı yüzüğü gürür. (Hz.Muhammed , bılıyorduki doksan bın sırrın, Ali ile kendısınde sır olduğunu bıldığınden , kırklara bır açıklamada bulunmadı;daha sonra eve geldığınde ,Sahabelere gereklı açıklamayı anlattı).   

Hakkın Sırrı (=)

Hz.Muhammed, Kırkların Cemınden çıkıp evıne varmadan, cemı cumle Resulullah’ı evının onunde beklemekteydıler. Akabınde  Ocak başına geçıp, ‘’Çerağ’ı ‘’ yaktıktan sonra Sahabeler, eşığe nıyaz edıp , Hz.Muhammed’ın huzurunda kıvamda durup vede nıyaz eyleyıp, cemal cemala oturdular
                                         Hz.Muhammed’e sual edıp, ‘’Ey Tanrı’nın elçisi, Tanrı aşkına bize yüce Tanrı’nın sıze söyledıklerini  anlatta bızde bılmiş olalım .’’ dedıler.


 Hz.Muhammed, ‘’Ey ınananlar ,Hakk’ın sırrı hakıkattır. Hakıkat da inananındır. Gelin hakikata talip olun, ki Hakk’ın sırrına eresiniz’’. dıye hıtap eder.
                                     ‘’Hakıkat nedir, ey Tanrı’nın elçisi?.’’ dıye sorarlar.
Hz. Muhammed, ‘’Hakıkat dil ile ikrar, kalb ile tastik ederek inanıp iman getirmektir. Önce özünü , sonra toplumu ,insanları sevmektir. Kendini bir Pir’e teslim edip onun sözlerıni kendinize bir görev bilesiniz-dir. Bu sırada Cebrail gelir.
               Ey Muhammd, Tanrı Ali’yi vasiyet etmeni buyurdu. ‚’ hatırlatmasını  yapar. Ancak ,Muhammed, Tanrı buyruğunu yerine getirmekten kaçınınca cebrail ikinci kez gelir ve ‚’Ey Muhammed Tanrı’nın buyruğunu niçin yerine getirmiyorsun?.’’ Uyarısını yapar.
Hz.Muhammed, ‚’mınber olmadığını söyler’’ Bu kez Cebraıl  , deve palanından minber yapıp üzerine çıkarak vasiyet etmeni buyurdu. ‚’  açıklamasını yapar. Akabinde mınber yapılıp , ve ısrarları göz önünde bulundurup , önce bir ’Hutbe’’ okur. ; akabinde  
                 ‚’’Ey inananlar , hakıkat Şah’ı Merdan Ali hakkında geldi.  Gelin Ali’ye iradet getirin’’.
Bu sırada Hz.Muhammed,Hz.Ali’nin elinden tutup minbere çıkarır,Kutsal kuşağını açıp, Ali-yi bağrına basar; ikisi bir gömleğe girer; ikisi bir gömleüin yakasınada baş göstrir. Bu sırada Hz.muhammed, Hz.Ali’ye şu hadisi söyler.
                                          ‘’Senin kanın benim kanım; senin ruhun, benim ruhum;senin canın, benim canımdır.’’
O an orda bulunan Sahabeler, ‘’’Bak hem kızını verdi, hemde kardeşim diyor; yanı ikrarını bozdu anlamında ifade ederler. Ali Aba-ya hakaret ettiler.’’ O sırada içlerinden birisi ; ‘’ Ey Tanrı’nın elçisi, gömleğinizi çıkarın da bizde görelim’’ der. Bu arzu üzerine Hz.Muhammed, teninden gömleğini çıkarırç Orada bulunan tüm Sahabeler, Muhammed ile Ali’nin tek vücut olduğuna çoğu Sahabelerin göz yaşlarını tutamayarak şahit oldular. Bunun başka bir yorumu olmasa gerek, değerli okuyucularım. (Mitolojiye inanmadan ,Tasavvuf-a erişemeyiz.)  -6-
                    ‘’İnandık ey Tanrı’nın elçisi’’ ,derler Peygamber kutsal gömleğini giyerken ; ‘’Ali ile ben, bir ağacın meyvesıyız’  -buyurur. O sırada Ali’nin paşparmağını  paşparmağına koyar; kendisine vekil olsun diye yerine diker. Ardından şu ayeti (=); okur
‘’Muhakkak ki  sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan  ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükafat verecektir’’ (Fetih Suresi/10. Ayet)
Sonrada  Hz.Muhammed, şu duayı okur;
‘’Tanrım, ona bağlananlara yardım et ve onun düşmanlarına düşman ol



! Ona yardım edenlere yardımcı ol; Onunla uğraşanları zayıf kıl. Onu yüceltenleri yücelt! Onun kurtuluşunu çabuk kıl! Her zaman ister insan olsun , ister cin; Ona karşı olanları mahvet. Şefaatini O’na ve On’na katılanlara, O’nun yandaşı olanlara, O’nun yandaşı olanları bağışla. İyi insanların onunla olmasını sağla; onların arasına kat. Kıyamet gününde insanları, onların arasından ayırma. Şurası kesıin ki sen acıyan ve bağışlayansın. Acıyan yanınla insanları koru!’’
                                                              Duayı okuduktan sonra Tanrı’nın elçisi, kendi seccadesini getirmelerini ister. Seccadeyi getirirler. Hz.Muhammed, minberden aşağıya iner. Ali ,Hz. Muhammed’in izni ile seccadeyi alır ve Kıble yönüne serer. Muhammed, kutsal kuşağını seccadenin üzerine bırakır ve birinci adımda Tanrı’nın ikinci adımda  Cebraıl’in , üçüncü adımda  ise kendi adını  anarak , seccadeden üç adım uzaklaşır.
 Oradaki sahabeler hayranlıkla o anı izler.Bu mutluluk tablosu akabinde, Hz.Muhammed,’’Bu kuşak Miraç gecesi Cebrailin bana bağladığı kuşaktır. Bende senin beline   < < < kuşatırıyorum!’’  der ve kuşağı Ali’nin beline bağlar. Birinci düğümü Tanrının , ikinci düğümü Cebrail’in, üçüncü düğümü ise kendi adına anarak düğümler; düğümün uçlarından birini  sağ, diğerini sol yana takar.
                                      ‘’La ilahe illallah, Muhammed  Resulullah Aliyyün Veliyullah’’,  diyerek yerine oturur.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder